img 4840

3. Gün: Likya Yolu, Alınca – Sidyma

Likya Yolu’nda üçüncü günüm.

img 4813

Alınca’da sabah uyandığımda, Gönen’den birlikte geldiğimiz arkadaşlardan İlknur’un omzunu çanta vurmuş, devam edecek durumu yoktu. Gönen’den gelen diğer arkadaşlarla birlikte dönme kararı aldılar. Bunun üzerine hep birlikte bir veda fotoğrafı çekindik. Ben artık yola onlarsız devam edecektim. Hedefim Sidyma’ydı.

img 4814
img 4819

Alınca’dan birden dik bir eğimle kayalardan aşağı inmeye başladım. Bu çok sert bir inişti. İnişin yatay hale geldiği yerde korkunç bir uçurumun yanından geçiyordum. Zorlu iniş ve olağanüstü manzaralar eşliğinde bir anda büyük bir işletmeye vardım.

img 4815
img 4816
img 4817
img 4818

Yabanda bir medeniyet gibiydi. Yeni açılmış olsa gerek. İsmini ilk kez duydum. Orada bir su molası verdim, bol bol fotoğraf çektim. Sonrasında da yol üzerinde birçok işletme gördüm. Çoğu yeni açılmıştı.

img 4825
img 4820
img 4821
img 4824
Kalabantina Antik Kenti
img 4822
img 4823
Osmanlı Sarnıcı

Kalabantia Antik Kenti’ni ve Osmanlı sarnıcını geçince, cazip fiyatlarıyla bir gözlemeci gördüm. Orada ayran, çay, portakal suyu, gözleme biraz karıştırdım.

img 4826
Boğaziçi Gözlemeci
img 4827
img 4828
img 4829

Bir süre sonra Boğaziçi’ni geçip Sidyma’ya doğru dik bir tırmanışa başladım. Sidyma’ya yaklaşırken harabeler, lahit parçaları yer yer otların arasından kendini gösteriyordu.

img 4831

Sidyma’ya vardığımda ilk nekropolis karşıladı beni. İlk kez bu kadar çok lahit mezarı bir arada görüyordum. Mezarlardan birinin tavanı çok ilginç resimlerle süslüydü. Hepsi birer sanat eseri gibiydi.

img 4832
img 4833
img 4834

Antik coğrafyacı Strabon, Geographika adlı eserinde Sidyma’yı Kragos Dağı çevresindeki Likya yerleşimlerinden biri olarak gösterir.

Sarp ve dağlık bir coğrafyada yer alan bu küçük kent, Roma döneminde dikkat çekici bir gelişim göstermiştir.

Rivayete göre, Marcianus henüz rütbesiz bir askerken Pers seferi sırasında Sidyma’da hastalanır ve burada bırakılır. Kentin önde gelen iki kardeşi ona bakar. Bir gün bu kardeşler, Marcianus’un açık havada uyurken bir kartalın kanatlarıyla ona gölge yaptığını görürler. Bu, antik dünyada “imparatorluk” kehanetidir.

Yıllar sonra Marcianus imparator olduğunda, kendisine bakan bu Sidyma’lı kardeşleri unutmaz ve onları ödüllendirir. Sidyma’da bugün görülen anıt mezarlar ve Roma dönemi yapıları, kentin o dönemde ulaştığı refahın izlerini taşır.

img 4836
img 4835

Artık hava kararmak üzere olduğundan, antik kentte kısa bir tur sonrası önceden rezervasyon yaptırdığım Fatma Ana’nın evine gittim. Çok tatlı dilli bir kadındı. Birbirinden güzel yemekler hazırlamıştı. Önce çay ikram etti, tanıştık konuştuk. Çok da yaşlı değildi; ama o, sevdiklerini birbiri ardına kaybedince fazlasıyla üzülmüş ve kendini salmış, yaşlı hissediyordu. Günlerdir yolda ev yemeğine hasret kalmıştım. Sofrada yok yoktu; yemekler de birbirinden lezzetliydi. Yemek boyunca Fatma Ana’yla sohbet ettik. Zamansız kaybettiği sevdikleri ona çok acılar yaşatmış, onu üzmüştü. Sabah kahvaltısı, temiz yatak, banyo ve çeşitli ikramlar için çok cüzi bir para ödedim. Ödediğimin çok üstünde hizmet aldığım için kendisine teşekkür ettim.

img 4873

Sidyma bir günde gezilecek yer değildi. Burayı daha sonra tekrar ziyaret etmek ve tatlı dilli Fatma Ana’ya misafir olmak istiyorum. O gece duşumu almış, çamaşırlarımı yıkamış ve tertemiz yatakta rahat bir uyku çekmiştim.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir